+90 (212) 244 92 22
info@fastercv.com
Tüm Ropörtaj
İnsan Kaynakları’nın varlık sebebi çalışan mutluluğu yaratmaktır.
Tarih
Görüntülenme 4808
Hazırlayan Hayati ARPACI
Selin Yetimoğlu, benim gibi blog yazmaya yeni başlamış bir İKcı. Bu kısacık zamanda başarılarının üzerine hep yenilerini ekleyerek emeğinin karşılığını fazlasıyla alıyor. Bumerang Blog Ödülleri 2012 Yarışmasında “En Çalışkan Blog” kategorisinde ilk 10′da yerini aldı. Ben lafı uzatmadan sözü kendisine bırakıyorum.

1. Kendinizden bahsedebilirmisiniz ?
1988 yılında Bursa’da doğdum. İlköğretimi Ankara’da, liseyi Erzurum’da okudum. Baba mesleği sebebiyle bolca dolaşıp daha küçük yaşta birçok farklı kültürle tanışınca kültürlere göre iletişim konusuyla ilgilenmeye başladım. 2006 yılında Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümünde lisans eğitimime başladım. Üniversite hayatım süresince üniversite radyosu, sosyal sorumluluk kulübü gibi etkinliklere katıldım. Kampüs dışında LÖSEV ve Toplum Gönüllüleri gibi sosyal sorumluluk kurumlarının projelerinde yer aldım. İkinci sınıfı tamamladığım yaz itibariyle de İnsan Kaynakları alanındaki gönüllü stajlarıma başladım. Yaptığım 3 farklı sektördeki İK stajı sonrasında 2011’de mezun olunca kararımı da kesin olarak vererek yine bu alana yöneldim.
Şu anda da, Almanya’da faaliyet gösteren Global Leads Group şirketinde geçici olarak çalışmaktayım.

2. Mesleğinizde keyif aldığınız ve zor bulduğunuz taraflar nelerdir?
İnsan Kaynakları’nın varlık sebebi çalışan mutluluğu yaratma amacını gerçekleştirmektir bana kalırsa. Tüm gün stresli ve bazen de baskı altında çalışan kişilerde olumlu etkiler yaratabilecek bir departmanda olduğumun bilinciyle tüm şirketteki çalışma arkadaşlarımın yüzlerini gülümsetebilecek, yaptıkları işten keyif almalarını sağlayabilecek uygulamalar hayata geçirebilme yeteneği bana bu işi neden yaptığımı hatırlatıyor.
İnsan Kaynakları’nın zor tarafı aslında tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Her ne kadar İK, çalışan mutluluğu yaratmak için var olan bir departman olsa da, işverenler ve yönetim kademeleri çalışanları bazen sadece maaş vererek maksimum verim alınabilecek robotlar olarak görüyorlar. Çalışma arkadaşlarınızı motive edebilmek için gerekli uygulamaları kurum kültürü doğrultusunda araştırıp hazırlayarak bir aksiyon planı ile yönetim onayına sunduğunuz zaman bir de bu tür faaliyetlerin gerekliliğine ikna etmeniz gerekebiliyor. Ancak elbette iyi tarafını da görmek lazım ki, bu tür yöneticilerin sayısı her geçen gün azalıyor. İnsandan verim alabilmek için önce değer vermek gerektiği gerçeği yavaş yavaş da olsa önemli kademeler tarafından fark ediliyor.

3. İş hayatıyla ilgili genç adaylara önerileriniz neler ?
Y kuşağından olan yani 1982-1994 yılları arasında doğmuş olan neslin sorunu ne istediğinden tam emin olamamak ve sık fikir değiştiriyor olmak. Gözlemlediğim kadarıyla bu kuşaktan olanları iş hayatında mutsuz eden de genellikle aradığını bulamamış olmaktan kaynaklanıyor. Belki de bizlere iş hayatına gerçekten adım atmadan önce fazla toz pembe hikayeler anlatılıyor, her birimizin eşsiz nimetler olduğu öğretiliyor. Bu yüzden de mezun olup çalışma hayatına girdiğimizde karşılaştığımız manzarada (belki de “çarptığımız duvarda” demek daha doğrudur) mutluluğu ilk anda bulamıyoruz. Elbette hepimiz eşsiziz, ancak özellikle tecrübesiz olduğumuz ilk zamanlarda yeri doldurulamayacak benzersiz adaylar değiliz. Bu kadar rahat anlatabiliyor olmamın sebebi benim de aynı süreçten geçmiş olmam, “mezun olunca bütün şirketler kollarını açmış beni bekliyor” yanılgısını ve çalışma hayatına başladığımda da “Tüm şirket benim sağlayacağım eşsiz katkının farkına varıp beni takdir ediyor olacak” düşüncesini benim de tecrübe etmiş olmam. Ve işin kötüsü ne kadar staj yapmış, okulla birlikte part-time çalışmalar gerçekleştirmiş olursak olalım, o duvara illa bir kez kendimizin çarpması gerekiyor. Bu yüzden gençlere tavsiyem o çarpmanın şiddetini mümkün olduğunca azaltmak için beklentilerini düşürmeleri olur. Evet bir gün gerçekten tüm işverenler peşinizde koşuyor olacak belki, sağladığınız katkıların farkında olunacak ve hep takdir ve beğeniyle karşılanıyor olacaksınız ancak o gün bugün değil ne yazık ki, gerekli tecrübeyi kazandığınız gün olacak. Size gül bahçeleri vaat edenleri de dinleyin elbette, her fikir katkı sağlar ancak gerçekçiliğini de sorgulamayı es geçmeyin.

4. İyi bir İK'cı için olmazsa olmaz dedikleriniz nelerdir?
İnsan Kaynakları çalışanları olarak görev tanımı dışında farklı bir misyonumuz daha var: yaptığımız işi göstermek. Burada kastettiğim yaptığımız ufak bir çalışmayı abartarak sergilemek değil. Çalışan verimliliğine sağladığımız katkıyı mümkün olduğunca ölçümleyerek, sonuçlarını somut hale getirip yönetim kademelerine sunma hevesine sahip olmalıyız. Somut sonuçları kısa vadede üreten çalışmalar yapmadığımız için yaptıklarımızı neden ve nasıl yaptığımızı herkese de açık ve şeffaf şekilde aktarmamız gerekiyor. Son yıllarda bunu hem akademik çalışmalarla hem de özel kurumlarda başarıyla yerine getiren değerli İK’cılar sayesinde ufak ufak adımlar atılmaya başlandı. Gelecekte işverenlerin ve yöneticilerin İK politikalarını daha fazla desteklediği, gerektiğinde bütçe ayırmaktan daha az çekindiği bir çalışma hayatı oluşturulacağına olan inancım ve umudum, özellikle bu alanda başarılara imza atma konusunda hevesli yeni nesilleri gördükçe artıyor.

KAYNAK: http://ikhayatiarpaci.wordpress.com/
Partnerimiz:  Jooble |  Türkiye'nin iş ilanları